İDDİA I
|
|
İki matematikçi
aralarında tartışmaktadır. Bunlardan biri aslında matematiği
herkesin az-çok bildiğini iddia ederken, diğeri de öyle
olmayıp sadece eğitimini almış insanların bildiğini
savunmaktadır. Sonunda bu meseleyi tartışarak
halledemeyeceklerinin farkına varırlar ve teklifte bulunur
herkesin bildiğini iddia eden:
- Şurada bir restoran
var. Girelim oraya ve oradaki garson kıza x'in
integralini soralım. Kabul ediyor musun?..
Diğeri hemen kabul
eder. Öyle ya, x'in integralini bilen kaç tane garson
kız vardır ki? Ne var ki, bu tartışmayı planlamış bulunan
diğeri daha önceden garson kıza gidip, ona bir miktar karşılık
önererek kendisine sorulacak olan soruya x2/2
cevabı vermesi hususunda anlaşmıştır. Neyse, gelirler
restorana ve o kızı görüp yanına gelirler. Kıza:
- Afedersiniz, size
bir soru sorabilir miyiz?..
derler. Kız kabul
edince de soruyu sorarlar. Garson kız pek fazla düşünmeden:
- x2/2...
diye cevap verir. Biri
kazanmanın sevinci, biri de kaybetmenin hüznüyle teşekkür
ederek ayrılırlarken garson kız arkadan seslenir:
- Bir de... C
sabiti var... |
NAZİ KAMPI
|
|
Hitler birgün
kamplardan birini ziyaret ederken oradaki tutuklulardan birine
sorar:
- 5, 3 daha kaç eder?
Mahkum 6 diye cevap
verdiğinde yanındaki kurmaya döner ve kızgın bir ses tonuyla:
- Ne biçim toplama
kampı bu?..
diye azarlar.
|
BOMBA KORKUSU
|
|
Devamlı uçak
seyehatleri yapan bir işadamının en büyük korkusu uçakta bir
bomba bulunmasıydı. Bu korku o kadar karşı konulmaz hale gelir
ki, dayanamaz ve bir matematikçiye gelip sorar:
- Bir uçakta bir bomba
bulunması ihtimali nedir?
Matematikçi
istatistikleri araştırır, ihtimal hesapları yapar ve adama:
- Yüzde bir...
cevabını verir. Adam
hiç beklemediği bu cevap karşısında afallar. Bu ihtimal çok
yüksektir. Sıkıntı içerisinde geçen birkaç gün sonrasında aynı
matematikçiye gelerek:
- Peki, bir uçakta iki
bomba bulunması ihtimali nedir?..
diye sorar.
Matematikçi:
- On binde bir...
cevabını verdiğinde
rahatlayan adam daha sonra uçağa ne zaman binse çantasında bir
bomba bulundurur... |
YANGINA MÜDAHELE
|
|
Aynı otelde kalmakta
olan mühendis, fizikçi ve matematikçinin herbiri benzer
şekilde hata yaparlar ve ağızlarında sigara varken uykuya
dalarlar. Mühendis uyanır ve bakar ki battaniye tutuşmuş,
hemen banyoya gider. Banyoda bir kova ve bir de fincan vardır.
Kovaya su doldurur ve gidip battaniyedeki ateşi söndürür.
Benzer şekilde fizikçi de görür ki battaniye yanmakta, hemen
banyoya koşar. Aynı şekilde banyoda bir kova ve bir de fincan
vardır. Fincanı doldurur ve battaniyenin üzerine öyle bir
açıdan boşaltır ki, son damla ile ateş söner. Son olarak
matematikçi bakar ki battaniye tutuşmuştur. Banyoya gider ve o
da bir kova ve bir fincan görür.
- Kova ile direkt
olarak, fincan ile de boşaltma açısını hesaplayarak yangın
kolayca söndürülebilir...
der ve yatar... |
KAYNAMA
NOKTASI
|
|
Temel oğlu Dursun'a
sormuş:
- Söyle pakayum
Tursun, su kaç terecede kaynayi?
Dursun biraz
düşündükten sonra yanıtlamış:
- Toksan terecede...
Bunun üzerine Temel
oğluna yeni birşey öğretme hazzıyla düzeltmiş cevabı:
- Pilemedun, toksan
terecede tik açı kaynayi... |
SAYMANIN ÖNEMİ
|
|
Filozof Temel yine
formundadır:
- İnsanlar üçe
ayrılır: Saymasını bilenler ve bilmeyenler...
|
İKİ KERE İKİ I
|
|
İlkokulda öğretmen
Temel'e sormuş:
- 2 kere 2 kaç eder?
Temel düşünmüş ve
cevap vermiş:
- 10 eder...
Öğretmen kızmış:
- Amma yaptın ha
Temel... 2 kere 2, 4; pilemedun 5. Nerden 10 edecek?..
|
İKİ KERE İKİ II
|
|
Trabzon'un en
zengininin oğlu olan Temel matematik dersinden sürekli
çakıyormuş. Hocası son sınavı tezahüratla ona moral verilsin
diye Avni Aker stadında yapmaya karar vermiş. Stad tıklım
tıklım dolmuş. İzleyenler Temel'e müthiş tezahürat
yapıyorlarmış. Hocası kolay bir soruyla baslayayım demiş ve:
- 2 kere 2 kaç eder?..
diye sormuş. Temel
düşünmüş düşünmüş ve:
- 4 eder...
demiş. Statta derin
bir sessizlik olmuş. Ardından bütün stad hep bir ağızdan:
-
Hocam, pi şans
daha!..
|
İSRAF
|
|
Temel bir gün bakkala
gitmiş ve doksan dokuz tane ekmek istemiş. Bakkal:
- Yüz tane olsa olmaz
mı?..
diye sorunca Temel
yanıtlamış:
- Ula kim yiyecek o
kadar ekmeği?.. |
İDDİA II
|
|
Bir gün Dursun
Temel'in yanına gelerek demiş ki:
- Temel, cebimdeki
bilyelerin sayısını bilirsen ikisini de sana vereceğim...
Temel hemen yanıtlar:
- Üç!..
|
SORUNUN ZORU I
|
|
Beşir, Mevlüt ve
Yaşar'ın yaşları toplamı 47'dir. Üç sene sonra Beşir belki de
24 yaşında olacağından bunu şimdiden tahmin etmek imkansız
gibidir. Beşir, Mevlüt ve Yaşar'ın gözleri toplamı 6'dır.
Yaşar'ın saatteki ortalama hızı 4,17 dolar olduğuna göre
Mevlüt'ün gerçek adı nedir?
a)
Ebegümeci b) Ahu c) Mozambik d) Hiçbiri
e) Hepsi |
SORUNUN ZORU II
|
|
Osmaniye'den yola
çıkan bir otomobille, İzmir'den yola çıkan bir kamyonetin,
Ağrı dağı eteklerinde karşılasmasına ramak kalmışken Bursa'dan
yola çıkan Antep plakalı bir otobüsün Ankara'ya ulaşması ne
denli mümkün olabilir?
a)
Acaip b) 1200 USD c) Üç tane d) 18:30
e) 100 hektar |
|
NOT
Türk matematik dünyasının değerli hocalarından biri olan
Sabuncuoğlu'nu, özellikle üniversiteyi Ankara'da okuyanlar iyi
bilir. Sabuncuoğlu, ilkelerinden taviz vermeyen sert bir
hocadır. Öğrencilerinden biri Hoca'nın sınavından 59 almış. O
okulda geçme notu 60 olduğundan, sadece 1 puana ihtiyacı
varmış. Hocadan, o 1 puanı istemeye karar vermiş.
Sabuncuoğlu'nun kapısını büyük bir saygıyla tıklatmış.
İçeriden boğuk bir "Gir" sesi gelmiş. Kafasını odaya uzatmış.
Hoca odada, saçı başı dağılmış, konsantre bir biçimde
çalışıyormuş. Bizimki epey çekinerek, "Hocam, durumum
böyleyken böyle, okulu bitirmem size bağlı" falan diye
kekelemiş.
Hoca bizimkine şöyle bir bakmış. Matematikçi ya, odasında
karatahta da eksik değil tabii. "Al şu tebeşiri. Bir sayı
doğrusu çiz" demiş. Öğrenci şaşkın şaşkın çizmiş. "Şimdi bana
59 ve 60'ın yerini göster" demiş. Oğlan göstermiş. Hoca bu
kez, "59 ile 60 arasında kaç sayı var oğlum?" diye sormuş.
Bizimki, Sabuncuoğlu'nun, istediği o 1 puan için sözlü
yaptığını sanıp heyecanlanmış. Düşünmüş taşınmış ve "Sonsuz,
hocam" cevabını vermiş.Hoca gülümsemiş, "Afferin evladım,
bildin" demiş. Bizimki de sevinmiş tabii. Ama Sabuncuoğlu,
masasının başına dönerken "Gördüğün gibi; sen benden sonsuzu
istiyorsun. Bunu sana kimse veremez" demiş. |